Ah şu kızlar…

Uzun zaman sonra yazmaya yeniden başlamaya karar verdim, hem de çok tehlikeli bir konu hakkında hayatımı tehlikeye atarak! 😀

Uzun bir süreç sonunda sorgulama dönemini geride bıraktığımıza göre yazıma Işıl başkan ile başlayabiliriz sanırım. Sen de 91 ben diyeyim 92… A-9 olarak hafızalarımızda yer alan telsizler serüveninde yer alan ilk aşkım. 🙂 Evine gittiğim (hatta beni eve atan ilk kız) olma özelliğini taşıyan Işıl… 🙂 Çocukluk dönemiydi, hızlı geçti. O zamanlar şimdiki gibi ağır başlı değiliz, gençlik var tabi bir de, kanımız kaynıyor… Belki de efelenip arıların yuvasına baskın düzenlediğim ve beni tatlı tatlı iğneleriyle sevmeleri de Işıl başkan yüzündendi, oraları çok net hatırlayamıyorum. En son merdiven altında oynarken hatırlıyorum, sonra Yonca diye biri girdi hayatıma.

Hangi Yonca mı? Yahu bizim evcimik… Yonca Evcimik işte.. 😀 Işıl’ı unutmak için bir süre Yonca Evcimik aşkım sürekli depreşiyordu, aboneyim abone diye diye kasetini bile elimden indirmezdim. Her ne kadar Işıl konusu kapanmış olsa da, annem 2006 yılında sanıyorum ki otobüste karşılaşıp ilginç bir şekilde tanımış görüşmüştü, ama orada durun bi! Işıl konusu benim için kapanmıştı ve Yonca Evcimik ile devam ediyorum. 😀

Sonra Yoncimik oldu, yavaş yavaş imkansız aşklarla ilgilendiğim konusunu az çok anlıyor olsam da bu işime gelmiyordu. Sonra baktım kliplerde orda burda başkalarıyla danslar falan hiç bana göre değil, karşılık da vermiyordu derdi neydi bilmiyorum! Sonra Kübra, ilk paylaşım daha doğrusu ilk kez bir kız arkadaş mantığı ile çikolata paylaştığımız karşı cinsimiz olmuştu… 😀 (MİLKA) 😀 Aydınlıkevler dönemlerinde bolca hatırası olsa da olumsuz da çok anısı vardı. Bina bahçesine çadır kurma girişimi hatta ilk çadır gecesi de Kübra sayesinde oldu. Kübra D. 😀 (demircan değil tabiiiğğğkiğ) Belli bir süre kadar tabi, çocukluktan gençliğe geçiş dönemleri tabi. 97-99 yılları çevresinde. İlk cep telefonları çıktığı, yayıldığı dönemler. Ama tutup mahallenin serserisi, bomboş insanlarla dolanmaya başladı. Bak bak, benim gibi pamuk şeker dururken…. Tam bi gerizekalılık afedersiniz… Ama sineye çektik, sen duuğğğuurrr.. Öyle mi öyle, C-62 konusunu oradan taşınarak sonsuza kadar kapattık. Çünkü bu kızlar ne böyle, hep arkadan vuruyor.

Sonra sonra, lanet olası okul yok mu? Sözde Hazal vardı ama onu hiç katmıyorum. Çünkü saçma bir geçiş süreciydi ve Facebook üzerinden beni eklediği an bile soğuyup listeden sildiğim kişi olduğu için daha gerçek dönemlere geçtim. İlk okul olsa da okul mu okul ulan! Neyse, o da baktım çok yaşlanmıştı zaten yıllar önce, ben her zaman ki gibi genç kalmışım. 😀

Sonra Serpil A. dönemi oldu tabi. Küçüktük ama ilk kez adını koymuştuk. 41-52 şifre olsun… 😀 Birtek kendisinin anlayacağı bir şifredir bu. İnanabiliyor musunuz ortaokuldayken hem de! Ben ve okul, düşünün. Lanet olası okulda tek iyi şeydi belki de… 😀 Tabi platoniklerim gibi çok kısa sürmüştü ama yıllar sonra hala görüştüğüm, kaliteli bir kişilikti. Çocukluğumuzun hatırası müzik kutusunu bile yıllar sonra aynısını bularak yeniden verdiğim iyi bir şahıs. Ki, uzun süre paylaşım yapmasam alper, iyi misin? diye soran 2 çocuk annesidir kendisi. Bazılarının olamayacağı kadar iyidir… Tek sorunumuz benim görüşmek istemeyişim, keşke tabuları yıktığım an reel hayatta da görüşebilsem. 😀

Okulu bıraktıktan sonra her ne kadar jetonla arayıp sesini duysam, şarkı dinletsem de ortaokulda başlayıp biten tek anım olabilir. Sonra Ayfer müdür oldu ama onu hesaba katmıyorum. Çünkü bana çok pis yanlış yaptı. Daha doğrusu tam gençlik dönemimde kendimi ararken belki de, benden çok çok çok büyük bir isimdi. Ama ne saçma şekilde yanaştı ne de benden uzaklaştı. En az Serpil A. kadar kaliteli bir insandı. Taaa ki nefret ettiğim kişiyle ilişki yaşayıp üstüne İstanbul’a gelin gidene kadar… 😀 Susuyorum bak kötü şeyler dememek için! 😀

Ama Ayfer vesile oldu işte budur dediğim konular için. Hayatımın dönüm noktası elif için. Elif E. Tabi, en net iş hayatı deneyim dönemimiz McDonald’s ekip odasında iki çıtı pıtı kız beklerken, Miroş eğitim veriyor bak bak bak… Ayfer yıkıntısından sonra Elif, dominant olmayı bırak vurduğu gibi deviren, aksi, nalet… 😀 😀 😀 Şaka şaka.. Ama bir o kadar sert ve ilginç biriydi. 18’ime girmeden öncesini birkaç ayda yaşamanın verdiği panikle ilk kez elini tuttuğum, sevgilim dediğim ve hatta ilk kez fotoğraf çekildiğimiz kişiydi. Tabi yıllar sonra tüm hatıraları deryasal afet ile kendini imha etse bile, babasının başrolü oynadığı, kızkardeşi Rabiş’in beni en az ablası kadar sevip, oyuncak ayı içinde sim kartı bilmeden ablasına taşıması da unutulmazlar arasında. Eli çok ağır olan Elif E. de küçük bir kız çocuğuna sahip bir anne… Bu yüzden evlilik hayalini ilk kez kurduğum kişi olmasına karşın, babasının istanbul gönderimleri, hat ve telefon yasakları sonunda iş değiştirip, kendine yeni bir hayat kurma adımları attığı için yeni bir döneme geçiş yapıyoruz… Tabi bu dönemde bir gün MSN dediğimiz yerde Elif Erbay isimli kişi oturum açıyordu… Kimdi bu Elif? Başka bir elifti, tesadüf… Bizimki açmayıp kapatınca başka elif erbay açmış… Uzun süre sonunda tesadüf sonunda birgün buluşup konuşmuştuk, hatta 2-3 defa daha iş çıkışı görüşmüştük ama sonra görüşmeyi kesme kararı almıştım.

Neyse, yeni döneme geçelim. Kim bu şanssız arkadaş? kimdir bu alperden istediğini bilmeyen ve koşarak uzaklaşacak vatandaş?

Tabiki, kışın soğuğunda iz bilmez yol bilmezken, Tipi varken hepsi birbirinin aynısı olan Eryaman’da bir evde eski dostlar toplanmış içiyoruz… Tabi evi bulana kadar soğuktan donuyordum, kardan alpiş olmuştum ama, gece boyunca sohbet arasında Gitaristan.com sitesinde tanıştığım, dizinden ameliyat olunca fazla zırlamasın diye gitar alınan şımarık Ayşe Göksu K. isimli arkadaşla mesajlaşmaya başlamıştık. Tabi, ameliyat olunca kaptığı gitarı çalmaktan acizdi ama, herkese şarkı akorları çıkaran ve gitar çalma dersleri veren boşlukta, kendini bu tür olaylara vermiş Alper vardı.

Gece, sabah oldu, yetmedi öğlen oldu. Sonra bir mesaj, sni svyrm… .D Tabi mesajlar kilitlendikten sonra 10 – 15 sms boyutunda gelince uzun uzun yazmayayım diye özet geçtim. Sonunda bunu yazmıştı. Evet yazmak yerine şapkalı E ve t kullanırdı aynı zamanda. Evet yerine et… yazardı. 😀 Eliften sonra ciddi anlamda birşey yaşayacağımızı düşünmüştük. Uzunca bir süre sonra buluşmaya bile karar vermiştik. İlk buluşma GAMA iş merkezi giriş kapısı önündeydi, panik havasında geçmişti. Ama herşey gayet ilginç ve iyiydi. Hatta 2. buluşma öncesinde bizim mal İshak vardı, ona anlatıyordum. Ulan yaşı küçük diye çıktım bakıyorum bakıyorum ufak tefek birşeydir diye bir baktım “hayvan gibi çıktı karşıma” demiştim.. Dedim de, bunu İshak malına anlattığımı 2. buluşmada Göksu başkana anlatınca (ki, tüm iyi niyetimle anlatınca hayvan gibi kız çıktı karşıma diyebildim) ve şak diye patlattı bana bir tane. 😀 😀 😀 Göksu ile ilgili hatırladığım en güzel hatıra bu sanırım… 😀 Eli ağır olsa da hafif şaka, hafif gerçek, gökyüzüne yükselen atom bombasının yakıtı bitip inişe geçince suratımda patlamasından hallice birşey olsa da neyse…

Teyzeciği ile ilgili garip ve h.a.c..k durumlarından dolayı annesi ile yaşadığımız sorunlar sonrasında yavaş yavaş kopmuştuk… Gerçi birgün telefonunu annemin telefonuna yönlendirmiş… Ulan annemin telefonu çalıyor, hiç yapmam açasım tuttu… Kimsin sen kimsin sen diyor, telefonu aldığın yere bırak diyor.. Tövbe bismil.. masadan aldım korkudan masaya bırakcam 😀 Meğer sen akıllı, kendi telefonunu benim annemin numarasına yönlendir, kadın da kızını arıyor diye annemi arasın… Ben de mal, açınca telefon kimin diyor, annemin diyorum.. Kadın çıldırıyor!! 😀 Sonra ben çıldırıyorum hop hop hop omuzları sallıyoruz, masa üstünde göbekler havada uçuşuyor… 😀 Vay be, Göksu da güzel günlerimiz oldu, bol atraksiyonlu… 😀 Hele teyzeciğinin şifresini çalınca birlikte ne şifreler çözmüştük varya! 😀 onları sizle paylaşamam üzgünüm… Gerçi Göksunun da birsürü hatırası deryasal efet sonucunda yerle bir oldu, bir tek ilaç kutusu dışında! O HALA SAĞ! 😀

Sonra işi bozan bir anne bir abla konusu var ama, o hayatıma hiç girmemiş gibi yaşamayı ve hiçbir hatırayı kabullenmediği için yazılarım arasında yer alamıyor… En uzun süreli ilişkim, ilk ve son işte, evlendik dediğimiz hatta hatta neyselerim… Kişilerin kararları beni bağlamaz ama, kişilerin benimle ilgili olan kararlarından dolayı Derya N. bu yazıma dahil olamadı.

Ama geçmiş anılarımla ilgili çok şey hatırlar oldum… Ölüp gidecez nasılsa, korkunun ecele faydası yok.. 😀 Benim güzel hatıracıklarım hafızamdan silinmesin diye ve yazmaya başlamak için sert bir giriş yaptım.

İnsanlar itle köpekle oturup bira içer, konsere gider, tavla oynar. Eeee diğer insanlar da GERÇEK olan hatıralarını yazar yani. Hadi hayırlısı, bundan sonra haftada bir kez bir paylaşım yapmak istiyorum.. Mal gibi okuyan olursa onun kafasının tam ortasına s….oru işareti koyayım! 😀 Çünküm, yazarken düşünüyorum, okurken de haliyle düşündürüyorum… Düşünecek kadar zekası olanlara tabiğğğ

Google için değil bu yazı, kendim için.

Muah…

Bir cevap yazın