Geçmişten kalan birkaç parça…. 7 Eylül 2007

“selam cort x6 almayı düşünüyorum, bu gitara göre……” Eheheheh…. Kıytırık bir gitar sitesinde araştırmalar sonucunda, atmış olduğum mesajların incelenmesinden sonra, 9 eylül 2007’de gelen kutumda gördüğüm mesajın başlangıç kısmı… Saat 02:12…. Yani ilk iletişim anımız. 🙂 Zaman ne çabuk geçmiş gitmiş öyle.. Yıla baktığımız zaman 5.yılındayız yani geçmişimizin.. Geçenlerde bir arkadaşım dedi ki, neden saklıyorsun? Ben olsam ve sevgilim bunları ilerde bana gösterse kafasını kırardım!… Dedim ki, bence sevgilinin bir odun olmadığı düşünüp tebrik etmelisin. 😀 Senden ayrıldıktan sonra herşeyi hiç yaşanmamış gibi çöpe atması mı iyi olur? Hepsi ile bir anısı olmuş, hepsi ile düşünmüş ki yıllarca saklamış vs. demelisin… Falan filan işte.. Neyse konuya dönüş yapalım geri…  10 eylülde alper koca siteyi karıştırır. 😀 Site de müzik adına en büyük ve sistemli çalışan bir sitedir. Admin ile beraber en üst kademe moderatör Alper’i çok sevmekle beraber, diğer moderatörler hiç sevmemektedir… Ayrıca üyelerde çok sevmektedir 😀 😀 Hatta sevmeyen bir üye bile beni desteklemişti.. Bir konudan dolayı yönetim ile üyeler birbirine girmişti. Üyeler toplanıp 50’şer satır yönetime itiraz mesajları atarken konulara o sırada gelen arkadaşımız pm atıyor. 😀 Bende hani derlerya, can havliyle, ekle beni, engelleyecekler siteden!! 😀 😀 😀 😀 süper yaaa. 😀 Site ciddi ciddi bayağı karışmıştı… O aralarda da gelen cevap şuydu ” 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 :D” cevaba bak süper. 😀

Neyse işte öyle birşey… Sonra derken bir süre arkadaş ortalıktan kaybolur…. Ocakta geri dönecektir ama… 🙂 Gerçi telefon numaramı da bulmuştu bir şekilde hatırlamıyorum ama.. Ocakta tekrar görüşmüştük… Anormal sitelerden birisi olan Netlog bilmem ne vardı.. Anormallerin sitesi. 😀 Biz de anormaldik ki üye olmuşuz falan… Sonra niyan diyeyim, ( 😀 ) öyle birisi yazılarımdan dolayı beni eklemişti.. Sonra msn eklemek istemişti falan filan.. Bizde sapızya hani, tek tabanca… Delikanlı ayağı var birde o dönem. 😀 Sonra öyle böyle işte belirli bir süre görüşmeler şunlar bunlar, günün birinde yeniden yok olan vatandaş Turkcell hattından bir mesaj atar…. 🙂

Sonra kısa kısa mesajlaşmanın ardından birgün bir bakarız ki o da üye olmuş bak bak bak bak bak… Tabi o zamana kadar biz nihalot ile işi ilerletmişiz… 😀 Ama çok anormal bir kızdı. Sürekli yalan söyleyen bir tip.. Aslında bu arkadaşımıza da az çok anlatırdım… Sürekli şüphelenirdim ve içime doğardı ne hikmetse… Öyle böyle birgün mesaj attım ve dedim ki, sen yalan söylüyorsun.. Yine inkarlar şunlar bunlar tabi alper yer mi? Msn adresini bir açarsın, “özledim seni..” Kim bu deyyüs?  😀

-Alper düşünürrrrrrrrrrrrr, der ki dün kız arkadaşınla hani kafedeydinya, hani kız kıza konuşursunuz diye rahat bırakmıştım sizi…

-Haa işte o deyyüs bu deyyüs değil mi?

*** Yok yok değil hayır o kızdı Alper!!!!

-Nedense hiç inandırıcı gelmedi. Ben eminim, siz o gün bu çocukla beraberdiniz!

*** yok *** hayır *** saçmalama *** ühüüüü *** evet alper açıklayabilirim…..

– Pardon neyi açıklayacaksın? 0r*spunun bile senden çok değeri var gözümde. En azından o yolu seçmesinde bir amaç var, kendisi isteyerek değil, bir mecburiyet yüzünden o yola düşmüş. Ondanda aşağılıksın falan demiştim… Vee tabi hattıda kırmıştım…

Sonra birkaç gün sonra biz bu arkadaşımızla beraber görüşürken nedense ve nasıldı bilmiyorum ama, ( keşke g….. gibi bir kız olabilseydin.. Onun gibi dürüst vs…….. ) deli olurdu bu ismi duyunca. 😀 Gıcık etmek için okul çıkışında beraber kafeye gidip oturacağız vs. demiştim… Tabii bizim arkadaş yapma yazık falan filan… Ama içten içe hoşuna da gidiyormuş çakalın.. 🙂

Neyse öyle böyle, kız delirdi tabi öldü öldü dirildi vs.. Sonrasında hattımı tekrar değişmiştim… Kırık hatlar hala duruyor..  Öyle böyle işte, sonra bir süre bu arkadaşımız ile görüşmeye devam ettik.. Tabi “İzmirliNiyan” hakkın rahmetine bile canlıyken kavuşmuştu. 😀 O artık konu dışı… Sonra biz bu arkadaşımızla bayağı bir samimi olduk, şu oldu bu oldu…

12 ocak 2008’di tarihimiz. 🙂 Gecenin bir vakti, hiç bilmediğim bir yere gidiyordum… Mesaj geliyor ama cevap atacak halim kalmamıştı.. Hatta ilk defa kızmıştım sanırım.. Ellerim buz tutmuştu ve kardan gözümü açamadığım bir yere gidiyordum.. Artık donacağım derken şansa evi bulabilmiştim… Anormal bir ev. 😀 Ama bırakın elimi, o güzel popoşum bile buz tutmuştu yani. 😀 Sonra mesaj geliyordu ama parmaklarım ağlatacak gibiyken beni, cevap vermeye çalışıyordum.. Uzun saçlı resmin vs…..

Bu gece biz tam birer hayvan olduk. 😀 İçeriz de içeriz… Oh yarasın… 😀 Yani etek bile giyip göbek atmıştık o derece.. 😀 Ama sarhoş olmadım.. 😀 Hatta olanların bile görüntülerini almıştım neyse…. 😀 Akşam oldu, durulduk, elimde gitar.. Eskilerden şarkılar çalıp söylüyoruz… Bazen gözümüzün önündekini göremeyizya hani… İçkinin etkisinden sonra belkide aklım başıma gelmişti.. Düşün düşün, mesaj atmaktır işin.. 😀 13 ocak gecesi konuşurken bir yandan bilmeden beni suçlayanlar, bir yandan telf. ucundaki arkadaşımızın mesajları… Alper tabi bunalıma kaçar o sıra.. 😀 12 ocakta s…s…. demiştim.. Ne olduğunu bilmeden, ne şekilde algılarsın bilmiyorum diye diye hemde… Arkadaşı ter basmış o sırada.. 😀  Tabi öncesi de var, böyle okuldayken “”ileriside olabülüüüüü”” demişim. 😀 Arkadaşlarına göstermiş inanamayıp falan filan… Her şakanın altında bir buzağı aranırmış demek ki. 😀 Ya da bir gerçek varmış falan.. ( Buzağı ben oldum sanırım ) + ( aslında bana öküz rolü vermeliydim ama neyse 😀 ) İşte öyle böyle.. 13 ocak olur, sabaha doğru giderken saat.. Sabaha kadar konuşup sabahın 6’sında kilitlenen mesajlar falan… 7:30’a kadar bir şekilde mesajlara devam…

Ertesi gün yani aynı gecenin sabahında balkonda mesaj atarken resmim vardı; G….’şa mesaj atarken diye yazıyordu bir tarafında.. Ya da resme verdiğim isimdi o 😀 Hatta o soğuk kış gününde, camla kapalı balkonda ince birşeyle durabiliyordum.. Garip. Ateş basmış 😀

Sonra öğleden sonra etüt sonrası vs… Alpoş efendiden teklif.. Vay hayvan alper.. 😀 😀 😀 😀 Sonrasında 5-6 mesaj boyutunca gelen/gelemeyen mesajlar gelir ve telefon g.  . . . tarafından kapanır. 😀 Garip bir gün.. Evli ablamızdan sonra ilk defa ciddi birşeyler oluyordu artık… Haa şu da var… Biz görüşmeyi kesmiştik bu olaylar sonrası ve söz verdiğim için alpoş efendi Göztepe semtinde arkadaşında kalacakken İzmire gider ve ne görsün? İzmirliniyan arkadaşın resminde olan okulun yanından geçiyoruz.. 😀 Ki üst kısmı da zaten bizim kalacağımız ev… Eee o arkadaşımızın da zaten okulunun üstündeydi evi. Belkide aynı binada kalacaktık.. Hatta gezerken iş yerinin önünden geçmiştik yanlış hatırlamıyorsam… Ama hiçbir şekilde ne görüştüm ne de o bölgede gezdik.. Hatta vapura giderken görmüştük işyerini de.. Ki Göztepeden 3 gün boyunca Taaa karşıyaka, mavi şehire falan gitmiştik. 😀 Denk gelmeyelim diye.. Ne adammışım yahu.. Sonra mesaj da atmıştım g….. arkadaşa.. Seninle görüşmüyoruz diye onunla görüştüğümü zannetme diye falan.. Hatta dönüş zamanı msn yüklemiştim telf.a ve sabah gelecekti sözde… Ama gelmemişti piss… 🙂

Sonra herşey çok güzeldi.. Sevgililer gününde üye bile olmayı beceremezken site kurmalar falan filan… Çok zor olmuştu ama başarmıştım… Hatta birkaç gün sonra üye olmuştu küsüz diye falan. 🙂 Sonrasında resimlerimizi fincana bastırmalar, anneannesindeyken hediye içerisine koyduğum meyveli çaylardan sevdiği birisini seçip sürprizin hazırlanmasına… Gerçi kıskanç bir arkadaşının bu hediyeyi teslim alma durumları da var, unutmadım.. Ama atlıyorum, çünkü bu yazıda gereksizlerin geçmesi pek bir gereksiz olur 😀 Fincan da o dönem bilinmeyen birşeydi, çünkü renksiz tek renk bir kupa bu… Öyle böyle, ısıttırdım suyu, sonra bir şok hali… Mesajlar kısa bir kesintiden sonra uzun uzun… Suyu koyduğu gibi benim en sevdiği resmimi bastırmıştım.. Sıcak su koyulduğu zaman resimler bir anda ortaya çıkmıştı/r. (kendisinin de sabah uykusundan kalktığında kendiği çektiği resmi) Güzeldi… Sonra istanbul davası vardı, asla gitmesini istemediğim… Ama yine de bir şekilde imkansızları zorlayarak gönderdiğim çiçek…. Ki S…. arkadaş iyi bilir… Ne kötü günlerdi, yetiştireceğim diye.. Gerçi o çiçek balkona atılıp, çürüdü diye çöpe postalandığından bile emin olunamayan bir hediye olarak unutuldu, hafızalarda bile kalamadıya neyse.. Aslında yüzlerce  anı daha var… İstanbul Güngörende patlayan bombadan sonra görüşmezken bile kuzeni ile görüşmelerim…  Hatta kuzeninin binasındaki bir veledi kızılaya çağırıp, belimde ta…. ile 😀 Ulan o bu değil, tanımadığım bana bakarak geçen adamlarla az daha yiyecektik birbirimizi… Sonra çocuğa niye gelmedin maili atacakken, kuzenim o işi hallettik, gerek kalmadı diye bir mesaj geldiğini söylemesi… Kolaymı alpişe kafa tutup buluşmaya gelmemek… Valla kıracaktım kemiklerini de neyse…

İşte öyle… 23 şubatta sallanarak Gama iş merkesinin altındaki saatci dükkanımıydı neydi o zaman, oradan gelen bir kız.. 🙂 İlk görüşmemizdi.. Güzeldi, eğlenceliydi… Köprünün altında ayakkabısını bağlarken sapkama şımarık şımarık vuruşunu da unutmadım elbet.. 🙂 1 dakika kala sınavına da yetiştirmiştim o da ayrı konu… İnat uğruna, eski sevgiliyi ekleme inatları yüzünden… Neyse… ( ufak tefek kız beklerken bi çıktı böyle hayvan gibi kocaman kız, diye itiraf edince; Basmıştı tokadı! 😀 )

Çok net hatırlıyorum… Bu inat varya, hele bu kin.. Öc alma isteği… Nelere sebep oluyormuş çok iyi anlamış oldum.. Sonrasında anlamadığım bir şekilde, bir konserde çok yakındaymışız falan… Görüşmezken bile hafif hafif görüşmeye çalışıyorduk.. Ama inat ve öc alma duyguları, hissettiklerinin ötesine geçmişti.. Benim kaldıramadığım sayılı şeylerden… Birsürü şey yazıp bir hattın daha sonuna gelmiştik…. 🙂 Aslında yazsam binlerce kelimeyi kolkola giydirip, kelime çekme yarışı bile yaptırırım.. Ama geçmişte kaldı artık…. O yoluna gitmişti… Bana yine bir köşede unutmak kalmıştı… 🙂 Unutmuş halim bu işte… Daha binlercesi… Keşkelerle yaşamak zor iş…

Ama herşeye rağmen, sadık bir sevgili, anlayışlı olmaya çalışan ama bir defa kaybedip yıllarını sadece; her gece ağlayarak güneşin doğuşundan sonra uyumaya çalışarak geçiren alper için pekte anlayışlı olamayan, sürprizlerle dolu şeker bir çocuktum.. 🙂 En azından böyle bitmesi gerekmezdi.. Gerçi ben yine uzaktan izlemeyi severdim.. Ama engellenmiştim görebileceğim tek yerden de… İstenmediğim için takip etmekten vazgeçmiştim.. Tıpkı geçmiş ve gelecekte olacağı gibi…

Şimdi düşünüyorum da, bu hediyeleri, 2004den sonra 2008 ile başlamış, kıskançlıklar yüzünden olur olmaz herşeyin yakıştırıldığı, (annesi ile bile konuşup, yanlış numara hanımefendi deyişlerim.. 🙂 Geçmişi nasıl yok ederim ki.. Yıllarımdan sonra ilk defa bu kadar şey paylaşmışken ve yine Alper’in geçmişte korktuğu herşey yeniden başına gelmişken….  Mutluluk, hatıralar ve acı bir arada ancak böyle yaşanabilir… Canınızı acıtanı unutmak sadece gelecekte birgün hatırlamayı sağlıyor.. Mutlu olurken hatıraları unutmak, geçmişi… Hatıraları yok etmek ise tüm hayatınızın bir hiç olarak geçtiğini anlamanızı sağlıyor… Acı veya tatlı… Hayatımın en zor dönemini yaşadığım, artık evli olan bir arkadaşımın izlerini silemezken, daha ağır bir şekilde diğerinin başlangıcı….

Sonra Alper’e kızarlar… Öyle de böyle de.. Biliyorum ki yine de en temiz, en güvenilebilecek kişi benim. Çocukluğumdan kaynaklı öc alma isteği ve asla tükenmek bilmeyen bir hırs var içimde… Ancak; bunu sevdiğim insanlardan uzak tutmayı her zaman başardım.. Hayatımda düzelemeyecek olan her acımı, diğer acılarımla kapattım… Bunun sebeplerini hiçbir zaman bir şekilde sorgulamadım… Geçmişimde kalan kimsenin hayatını mahvetmedim. Hep ben mahvoldum.. Hep susup, hattını ve hayallerini kırıp köşesine çekilen ben oldum… Gün geldi ve geri dönenler oldu.. Ama ne değişir ki? Zamanında yolunu çizip gidenler gün gelip dönse ne değişir….

Aylar ayları, yıllar yılları….. En zoru da saniyeler saniyeleri kovalar…. Hani en sona en uzun olan koyulur vs. ya hani… Saniyeleri koyuyorum ben.. Çünkü yıllar su gibi akıp giderken, saniyeler geçmek bilmiyor.. Durup düşününce, haklıymış diyenler olacaktır eminim.. Tabi denk gelip okuyan olursa eğer… 🙂 Hayatımda; kişisel siteme yazıp ve aslında anılarımda sonsuzlaştırdığım her kişi için mutluyum.. Bir sonraki hep daha ağır geldi evet.. Ama durup geçmişime bakıyorum ve bir hiçle geçmemiş diyebiliyorum.. Anırlarımı sakladığım için, yeniden hatırlıyorum… Yılları sayarken ya….. O yıl şu kişi vardı… Ne güzel günlermiş diyebiliyorum… Sizleri tanıdığım için; Ayrıldığımız günlerde yaşadıklarıma rağmen mutluyum.. Çünkü sizler bir hiç veya zaman kaybı değil, sizler benim hayatımın birer parçası oldunuz.. Değişmez bir gerçek, sonu nasıl bitmişse bitmiş problem değil…

Umarım benden sonraki hayatınızda, sadece sevdikleriniz ve yanınızda olmasını istediğiniz, alpişiiiin yerini doldurabilecek birileri olur…… O boşluk kiminde 1 yıl, kiminde 2 saat, kiminde ise 5 yıl sonra hissedilir.. Ama günün birinde neden yok ki? (dedirtirim adama 😛 ) şaka bir yana öyle… Kafelper diyeceğim bunu da anlamayacaksınız yahu.. 😀 Kafein’in alperleştirilmiş hali işte.. 🙂

Hepinizi çok özlemekle beraber yazımı artık sonlandırıyorum…. Hem sizin, hem de benim için burada bitmesi daha hayırlı olacak gibi… Umarım mutluluk hep sizinle olur. Bende olmayanı bulmanız dileğiyle…

İyi sabahlar…

Geçmişten kalan birkaç parça…. 7 Eylül 2007” için bir yorum

Bir cevap yazın