Minik Kuş…

Uuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu, sıra minik kuşa gelmiş.

Kimi zaman minik kuş, kimi zaman otoban faresi oldu adı…

Peki ya nedir bu minik kuşun hikayesi? Hayatımdaki yeri nedir?

Nasıl başladı veya nasıl sona erecek? Tüm merak edilmeyenleri öylesine yazıyorum…. 😀

Merak edilmediği için okunmaması da gerekli, ama boşa harcayacak vaktiniz varsa umrumda değil açıkçası.. 😀

Her haltı internetten aldığım için, arabayı da taaaaa 1 yıl öncesinden aramaya başlamıştım. Ara dur, ara dur, bir türlü sorunsuz bir araç bulamıyordum… 2015’e doğru yetti artık oto pazarına gidip artık bir tane denk getirip “alıcam uleyn” dedim, ama yine alamadım…

Bir araba buldum sonunda, computest sonrası tam bir faciaydı.. Ahahahaha, araba da 3 kişi ölmüş bile olabilir, öyle ciddi hasarlar almış, çorba olmuş.. Artık ne keyif ne de başka birşey kalmamıştı. 2. el araba alınmaz derken bir tane hyundai buldum… Ohh mis, kazası yok ve komple boya yok.. Herşey yolunda, gidip bir yerinde göreyim dedim ki… Bir de ne göreyim… 😀 Arabanın tavanında filler ile fareler parti yapmış. Hayy dedim böyle şansa.. ( araba alırken şaseden sonra tavana bakmak gerekiyormuş, tipik bir söz var, taklalı değil dimiii? 😀 ahahhhah ) Tavanında ezikler dolu, sorunca da dediği şey aynı… Dolu… Evet evet, dolu yağdı falan dedi.. Ama sağ ve sol kısım dışında çiziği yok… Abi dedim, bu dolu sağına soluna mı yağdı? Ortaya niye yağmadı? 😀 Sonra dedim sizin de arabanızın da ananınızın bisikletine de… Babanızın gazetesine de… Dünyaya sövdüm ha. 😀

Derken 6 şubat oldu, hayatımda ilginç şeyler oldu.. Yıllardır eve kapanmışken birden farklı şeyler oldu işte. 😀 Olayın şokundan çıkmam sanırım 20 gün falan sürdü, sonraki ilk pazar ise dedim ki, oto pazarına gidiyorum, en az hasarlı en az sorunlu olan arabayı alacağım… Oto pazarına girer girmez bu yeşil fıstık girişte duruyordu. Baktım, otomatik vites, kendi halinde bir araba… Foto çektik, 5 dk sahibini bekledik falan, derken neyse gezelim dedik.. Biliyorum buralar sıkıcı, ama eğlenceli anılarım var. 😀 Sonra tam giderken bir adam denk geldi, kart verdi çok konuşmadık… Dönüşte bakarız dedik, adımsayar zıkkımı ne biliyor musunuz? Ee heralde biliyorsunuz, mal değilsiniz ya? 😀 Uygulamayı açtık…. 10.000 adım atmışız birkaç saatte, 5-6 arabayı not ettik numaraları aldık ve başa döndük…. Adımlarımızı uygulama sayarken, not ettiğimiz arabaları da haritadan işaretliyoruz, Laz aklı ahahaaa 😀 3 saat boyunca gezilecek kadar büyük bir alan malum… Derken 1. araba minik kuştu ve baktık ki gitmiş…  Geçtik 2. arabaya, komple boyalı…. Dedik 3. arabaya bakalım… Gıcır gıcır, biraz inceleyeyim derken iç kısımda tavanı tutan direkleri yoklarken koca bir parça boya elimde kaldı hahaytt 😀 Tavana kadar boyanmış içten bile, onu bile düzgün boyamamışlar. Lastikler bile tutunca elinde kalıyor, çürümüş. Diğer arabaya gittik onda da tavan boyalı ve masraflı durumları var… Son arabaya gittik, 3 tane çakal bizi görünce otururlarken birden sohbeti bıraktı, alıcı / satıcı ayağına pazarlık yapıyor anlaşamıyor. Bir yandan siz de mi alıcısınız diyor, abime dedim bırak bırak sevmedim arabayı dedim. Yani sorunsuz araç bulamadık ve, yaw dedim o yeşil araba iyi miydi acaba? Fotoğraf çektin ya, arasana bir buralarda mı dedi benim büyük boy ( abim ) Haaa doğru dur bir arayayım dedim… Dedim de, elime Cemre işesin emi ahahhaahha, sileceğin üstüne denk gelmiş adamın numarası, tüm bilgiler görünüyor, bir numarası görünmemiş fotoda… Kısmet değilmiş dedim, giderken abim dur adam kart vermişti giderken ordan arayalım dedi.. Keyfim de kaçmıştı artık zaten, pes edecektim, ertesi gün aradım, lükse bak hele. 😀

Aradım, fiyat haliyle yüksekti. Dedim abicim ben uzun zamandır araç arıyorum, indirim yaparsan alabilirim. Öğrenciyim şu bu… Meğer aracıymış, aracın ustasına bırakmış satın diye..  Zengin züpenenin teki şımarık kızına almış belki öğrenir diye de nerdeee, gerizekalıymış demek ki. Öğrenememiş ve babası kız kullanır diye tüm önemli değişmesi gereken herşeyi değiştirmiş. Şansa, babasıyla görüşünce tamam demiş, sende payından feragat et, çocuk alsın anlaşırsanız demiş. Çocuk ben oluyorum burada ama, neyse.. Ben ona gösterirdim çocuğu da ayrı bir konuşmada yazarım kızıyla ilgili planlarımı.. Ahaaah ay çok pisliğim… 😀 Nah pisliğim, sizsiniz pislik. Planım kızına araba sürmeyi öğretmek ve bak böyle sürülür diye göstermekti… Çocuk olan öğretebilir mi? Ahahaha fesat züpeneler sizi.. İşte, konuyu dağıtmayın bişey anlatıyorum.

Ertesi gün sabah için sözleştik, migrosun orda buluşacağız. Arabayı teste sokacağız, beklerken benzinliğin önünde sap gibi kaldığım için, Derya’yı aramıştım.. Heyecan da var tabi. Yaş 30 ehliyet 7 yıl falan olmuş ama, sürmüyoruz ki abi.. Derken migrosun üstündeki yokuştan süzülem minik kuşu görünce aha geliyor dedim, kendini belli ediyor şerefsiz. 😀 Sonra bindik computest şu bu, tanıdıktı zaten… Ne istiyor dedi, şu şu, fiyatı kırabildiğin kadar kır bu arabayı kaçırma dedi.. Tamam dedik aldık… Anlaştık, ertesi sabah noterde görüşmek üzere..

Ertesi sabah görüştük, geç olsa da aldık… Hatta yüklü miktar olduğu için annem, cemile ve ayferde geldi notere… Biz orada devir işlemini yaptık, kadın ödemeyi aldınız mı onayladım dedi… Baktık, aynur hanımın çantasına koyduğum yüklü miktarda bol Atatürklü yeşillikler ortada yok !!! Tövbe estağfit… Nereye gitmiş olabilir yeşillikler? Yürüyerek arabaya bakmaya gitmiş, nereye gidecek… Arabayı üstümüze aldık, kadın ortada yok. 😀 Adam Allahtan güveniyordu da, Alper annenleri bul da gel sen dedi. Gelirler şimdi dedim, sanki arabayı al kaç gibi.. 😀 Sonra geldi meraklılar, arabaya bir bakalım demişler !!! hay… ( sonra sorunca da bakalım dedik araba alıyorsun da araba var mı ortada vs.) Tövbe yarabbim sen bana iki tokat at kendime geleyim. 😀

Sonra adam geldi arabayı anlatıyor vs. tabi ben anlamıyorum… Dedi çalıştır bir, kullan biraz ben varken… Dedim, abi sen git, ben yavaş yavaş çözeyim bu işi. Ahahhhaha, alınma tarzı da birşeyler dedim. Hayatımda ilk kez otomatik vites arabaya oturdum, manuel olsa neyse de… Ulan nasıl çalışır bu namussuz, Debriyaj yok. Dik yokuşta duruyor araç ve önümde hayvansı lükslükte bir araba… Neyse adam tamam hayırlı olsun dedi toz oldu, sonra anam anam anam araba harbi çalışıyo… Aha dedik b…ku yedik.. Evet nasıl gitcez 😀 Derken geri vitesi tahminen çözdük ( geri vitesi gösteren işaretli alanı yoktu, ben yaptım onu da) öyle böyle çıktık yola gidiyoruz… Anaaa dedim gidiyoz 😀 😀 😀 Sonra trafiğe girdik, bildiğin gidiyoruz namussuzla, problem yok. 😀 Bizimkiler de bekliyor bakalım nereye girecez diye… Yemezler, güzel güzel geldik eve parkta ettik.. 😀 Hatta eve doğru giderken 2 tane kız, ben tabi hemen korna çalar… Vallahi önüme gelirlerse ezmem gerekir diye panikten ahahaaha 😀 Cemile ahaa kızlara korna ha Deryaya dicem seni dedi… 😀 ( gerçi o demeden ben kendimi ispiyonladım 😀 ) Hatta bazı kavgalarımızda kızacak konu bulamazdı, sinirden anlaşılması güç şeyler yazar “korna””korna” derdi.. Tabi ben anlardım, hani kızlara korna çalmıştım ya göt alper ben… He işte onu hatırlatırdı. 😀 Neyse…

Olaylar olaylar olaylar… Tabi hiçbirşey bilmiyoruz ki,

Derken araba gaza geçince durmaya başladı. Aha dedim b..ku yedik. Niye gitmiyo bu 😀 İlk sanayi maceramız başladı. Hiç unutmam “map sensörü” adında kıytırık bir parça tıkanmış o değişecek… Problem değildi ama 100 tl dedi, değiş abi değiş aman hemen değiş, çalışır değil mi dedim? 😀 Sanki araba elimde kaldı gibi hissettim. Sonra evin önünde arabadan gaz akıyor, Allah Allah, gittim havaya da nasıl uçmadım bilmiyorum, aynı parçayı değiştiler bir daha gel.. Sonraki gün Forum Ankara’dan güvenlik arıyor beni. Tabi ben açmadım, güvenlik sonra geldi ben arabanın başındayım… Meğer yine bozulmuş, bozulunca da tüm tanktaki gazı yere püskütüyo namussuz… Ben de mal, ohhhh be yapıldı diye tüm depoyu fullüyorum, o da bozulunca hepsini boşaltıyo sağolsun.. 😀

Böyle saçma salak şeylerden sonra 5. gidişimde abi dedim hadi benim full depo gidiyor canı sağolsun da, sanki sıfır parça taktırıp biyerde değiştirip bozuğu taktırıp, size gelip yeni parça alıyormuşum gibi hissediyorum. Seri no falan alın dedim. Yok sorun değil, ama geçen gün bir arkadaş daha geri geldi dedi. Galiba seride sorun var dedi.. Yine taktılar gittim, tekrar olursa gel detaylı bakalım dediler… Haliyle yine oldu, dedim valla utanıyorum artık gelmeye nedir bu.. 😀 Adam ben ararsın diye bekledim, sen direk geldin, çek arabayı içeri dedi.. Anladım bir halt var, meğer o seri arızalı üretimmiş, o da bana denk geldi. Yeni seriden bir tane taktılar, 2 yıl oldu hala sorun yok… 😀 ( ayarı yanlış yapıyorlardı o ayrı sorundu da, problem yok yaptırınca halloldu.)

Sonra ayarı yanlış yaptıkları için gaz benzine geçmeye başlıyordu, hiç unutmam o dıt dıt dıt dıt diye ötünce parmağım hazırda bekliyordum, kapandığı an manuel gaza geçiriyordum… Sonra aman dedim benzinle gideyim, meğer benzin pompamız da ısınınca duruyo 😀 Te allam, bunu anlamak için de 3-4 defa yolda kaldım. Araba ilk çalıştırmaya çalışınca öhhü öhhü öksürüyo, bazen de duruyodu. 10-15 dk dinlendirip çalıştırıyordum. 😀 Birinde SD Döner karşısında kalmıştık. 😀 Birinde ağız bakım suyu götüreyim diye akşam vakti cebecide kalmıştım 2 saat 😀

Evimden arabayla ilk uzaklaşmam Derya’yı terminalden almak içindi. Hem de bu kendiliğinden durma sorunuyla vs. birlikte… Akşam da hiç sürmemiştim, gece gelecekti… Ahaaa, polatlıdayım dediği 40 dk oldu, terminale yanaştım demesin mi birde? Aha sıçtık. 😀 ahahhaha bi kere de erken git bekle dimi… 😀 Paldır küldür gittim terminale, 6 dakikada aştiye ulaştım. Yalan yok 😀 Ama terminale girdiği için birkaç dk bekletmiş oldum. 😀 Arabalı ilk tribi yemişte olmuştuk… Hatta “korna” “korna” krizinden sonra banane binmiycem binmiycem korna diyen bir arkadaşı, gecenin 00.30’unda dövsen yeridir de… 😀 Kız bin şuna delirtme beni demekle yetinmiştim…  Bir insan arabaya nasıl küser ya.. 😀

Sonraki günler ısınmıştı ama, sürekli suçu bende arardı, arabanın suçu yoktu, rakiplerin suçu yoktu dimi hep ben suçluydum. 😀 Birkaç defa adamlarla çatıştım, onlar gitti… 😀 Neyse bunlar konu dışı. 😀 Bir keresinde hiç unutmam, kaza yapmaktan da korkuyordu, hastaneye götürecektim Derya’yı, son düzlüğe girince kavşakta sol teker kaldırıma sürttü, ahahahaha birşey anlatıyordum yola bile bakmadan dönmüştüm. 😀  garip bir ses çıktı. 😀 Bisikletten yavaşken sürten tekerden sonra trip yemiştim ve elimi bırak alper adam gibi sür şunu falan.. Ağzının üstüne direksiyonu çarpmak lazım da, ilk gülmekten sonra da sinirden birşey yapamadım. 😀

Bunun gibi ufak tefek şeyler oluyordu… Arabayı yavaş yavaş tanıyordum. 😀 Araba da beni tanıyordu. 😀 Minik kuş mu desek, fıstık mı desek… 😀 Sonra 3 git 5 gel sürmeye başladık sorun yoktu. Buraları da atlayalım.. 😀 Sonra çok kısa bir zaman geçmişken Annesi Hesna sultan tanışmak istemiş, ismen birbirimizi tanıyorduk zaten… Vay arkadaş, ben evden çıkmayan adam ağır gelmişti… Sonra tamam dedik mecbur tanışacağız, tanışma öncesi amatör sürücü olarak gittim, Derya saçlarını kestirmiş, anam uzun saçlı sevdicek olmuş kısa saçlı köstebek. 😀 Tövbe yarabbim, sürpriz gibi birşey oldu… Derken biraz kavga ettik, ota boka sorun çıkarmayı severdi, niye? Çünkü arabayı kıskanıyordu. 😀 Hep arabayla ilgileniyormuşum… Derken biraz da yağmur başladı, biz biraz tartışırken yolda biri meşhur “korna”dan çalmaz mı? Ulan it, kavşakta sinirden 3-5 araba dönecekken önlerine bi kırdım ahahha. 😀 Bunlar siz deyin bi korna bi korna, ben diyim 5er 10ar korna.. 😀 Bir yandan onlara sövüyorum, bir yandan kavşağa daldım, ilk trafik canavarlığımdı… Derken hassiktir nolsa beğenirdim? 😀 Gözler 7 metre olmuş, konuşmak yok, ağlayan bir kız.. Çok uzun zaman konuşurduk hatta kriz geçirtiyorsun derdi ama ne bileyim böyle oluyor… 😀 ürktüm bi yandan, zaten Derya’ya alışamazken arabaya da bir yabancıyız, ikisini birden tanımak anlamak zor… Beni eve götür dedi… Ne evi ne eviiii dedim, beni eve götür dedi… Tamam ulan dedim, gidiyoruz dedim, hayvan gibi sürüyorum… 😀 Ben de şaşırdım ne oluyor, afalladık… 😀 Yüz yüze ilk kavgamızdı, minik kuş bu ana şahit oldu.. 😀 Sonra tabi, beni çakma tehditler, biz şuyuz biz buyuz, detaylara girmeyeyim… 😀 Sülalesine giydirmiştim, alayınız gelsin ulan demiştim. 😀 ahhahaah ilk dönemler çok komikti. 😀 Sonra o gerginlik üstüne nata vegada bulduk kendimizi, bir baktık ne görelim? Hesna sultan ve EsraNur bacı hazretleri.. 😀 Aha dedik, bir günde 2. kez s.çtık 😀 😀 ( sanki nokta koyunca anlam değişiyor ) Denk geldik, ayakkabı vs. bakıyorlardı… Aha gördüler, geliyorlar dedik… Gerginiz bir de, mal gibi kaldık gibi birşey oldu ama kimse ölmedi. 😀 Sonra adını unuttuğum garip kahvemsi birşey içtik.. Daha doğrusu ben izledim, aile içti. 😀 Sonra biz biraz izin istedik gezelim vs. diye.. Dolaşırken 5 dk da bir denk geliyorduk, 3 oda 1 salon evde gezsek 5 kişi bu kadar denk gelmezdik lan… 😀

Sonra kitap bakıyoruz, Hesna hanım, Alper kitap okumayı sever misin? Yok, ben hiç okumam. Uzun uzun yazarım, yazmayı severim demiştim.. 😀 Hesna sultan bu yazıyı okusaydı ne demek istediğimi de anlardı.. 😀 Sonra başka yere, sonra başka yere, sonra kulağına birşeyler diyordu, sıkıştırdım tabi ne diyo ne diyo diye… 😀 Ahhahaah Alper Ispartaya geldimi hiç? Doğru söyle, falan demiş… Hayatımda Ispartayı sevmezdim, kuzenler orada okumuş olsa da, neden mi? Ulan isme bak, Ispanak gibi isim, neyini seveyim… Tabi gittikten sonra ıspanak yerine güllerle alakasını öğrendim ama iş işten geçti.

Sonra biz minik kuşla dönelim dedik, annesi ve ablası ise ahmet abiyle dönecekti.. Sonra biz oyuncak mağazasında biraz fotoğraf çekerken korkunç sayılacak bir bebeği elimize aldık, birden konuşmaya başladı… Valla evlat olsa sevilmez öyle sinsi, öyle şeytan bir bebek.. Beni sev, beni sev diyor.. Anne diyor. 😀 Güldük, foto video derken malum baykuşlu kupaları gördük gezerken….. Bende baykuş bayankuş farketmiyor, hiç sevmem. 😀 Birden kutuya koydu inceledi, almaya yeltendi, bir mavi baykuş bir de pembe baykuş, bu kupalar ne olabilir di? Pembe senin olacaksa bu maviyi kim kullanacak pardon diye sırnaşıyordum ki, satıcı kızda bize gülmeye başladı. 😀 Gerçi bize herkes gülüyordu, alandan ayrılınca bize niye güldüler ki der sonradan da biz gülerdik. 😀 Sonra çıktık minik kuşu bulamadık otoparkta, sonra bulduk tabi. 😀 Sonra arabanın ön tarafına bu baykuşlu kupaları koyup foto çekmişti, paylaşmak için… Tabi bir süre sonra Esra sultan karabasan gibi çökecek bilmeden çekip dururdu… 😀 Ertesi gün, seni ben bırakacağım dedim, Ispartaya dönüş zamanı yaklaşmıştı… Abisinin evine giderken bir de papatya almıştım, yaşıyordu papatya, ısparta da kurutmuşlardı da neyse işte.. 😀 Hesna sultan abisinin evine davet etmesin mi? Daha biraz zaman vardı tabi. Yok abi gelmem diyordum derya’ya, arabada beklerim yahu git hazırlan valla gelmem. 😀 Derken tabi ağız ve el hareketiyle gel buraya gel buraya diyorken, ulan dedik gitmezsek şimdi ayıp olacak… Duru efendi zaten hasta bana, gördüğü yerde sevgilisi gelmiş ergenler gibi sırnaşıyor.. 😀 İndik sonunda, cam önünde biraz sohbet ettik, Duruyla da sohbet ettik… Ama dedim ki, bak abinle tanışmıyorum, abinin evinde işim ne abine karşı ayıp olur diyordum, tabi sol kulaktan girip beyni bulamadan sağ kulaktan çıkıp gökyüzüne ulaştığı için söylediklerim, robotumsu şekilde gel buraya gel buraya devam ediyordu… 😀 😀 😀

Hatta annesiyle konuşurken Derya, Alper’e sorsana bana sorduğun şeyi diye sıkıştırdı biraz. Annesi ya Isparta’ya gittin mi hiç diye sormuştum falan dedi.. Dedim bana sorsaydınız ya direk, hayatımda hiç gitmedim Ispartaya dedim… 30 dakika sonra aştide ne mi olacak dersiniz? Okuyun takipte kalın yavru kuşlarım, sonra vedalaşma vakti geldi, sen araba öksürmeye başla… Hesna hanım alper şoförlüğün iyi mi? Diye sorunca uuuuuuuu anasını bile tanırım eski ahbabım demiştim… 😀 Ama sen minik kuş bize yan çiz…. Öhhü Öhhü başladı… Tabi ben biliyorum, gidecek ama Hesna hanım panikledi biraz… Tabi 10 metre sonra normal çalıştı ama, dönelim dert etmesin, ilk çalıştırırken böyle oluyor dedim.. Yok yok sen annemi tanımazsın o takar gidelim, ben ararım şu bu, binbir tane laf… Ei hadi gidelim derken, ota boka diyorum ya, bunun için de kavga başladı ahaah. 😀 Aştiye girdik, otoparkta köprünün altına çektik arabayı, ablası da vedalaşmak için geliyordu tesadüf, abisi de gelecekti son anda vazgeçmişti… 😀 Sonra moraller bozuk, ayrılma zamanları hep olay çıkarırdı ama genel ruh haliymiş, üzülecekse üzermiş. 😀 Sonra bir anda sende gel dedi, yahu ne alaka dedim. Biliyorum, böyle ayırılırsak biter dedi, benle gel geri dönersin hemen dedi… Bismil… demeden koşa koşa 2. bileti de aldı. Laaan naağbııyonnn kardaşşşş diyemeden bileti aldı.. 😀 Ablasıyla önceki günden sonra 2. görüşmemizdi.. Yeni bebiş daha doğmamıştı, çokta rüzgar vardı, siz gidin dedik dinlemedi… Dedim, ya böyle böyle yaptı bilet aldı napcam falan… Çok yadırgamadı ama, çocuğu perişan etme oralarda demiş… Arabamız minik kuş köprünün dibinde öylece kalmıştı, giriş çıkış ücretliydi. Tabi bilmiyorduk ne kadar tutar ne tutar, ablasına sorunca o da bilmiyordu, neyse dedik en kötü çekerler… Sonra gitti Ispartaya, bana yol üzerinde birçok şeyi gösteriyordu. Minik kuş aşti de biz ise otobüste.. 😀 Ispartaya gittiğimde ilk dediğim şey, benim ne işim var ulan burda!! 😀 Sonra geri döndüğümde orada olmadığını umsam da aştinin 2. katından camın arkasından fotoğraf çekmiştim, göndermiştim. Minik kuş bekliyordu beni. Ispartada kartlığım çantasındayken, yönü bile bilmezken üni.den ankaraya dönmek üzere uzunca bir yolu gittikten sonra aklıma gelmişti. Ruhsat ve anahtarda yoktu ahahhah. 😀 Eşşek gibi geri dönmüştüm de neyse, konu minik kuş. 😀 Sonra muayene şu bu, falan filan… Sonra okul bitti, 135 tane valizi otobüse kadar nasıl taşıdım çok net hatırlıyorum… Dönüşte gelecekte vazgeçilecek kayınpeder bey de gelmiş, haliyle otobüste kalıp inememiştim. Sonra minik kuşla eve… Sonra bol bol Ankara, sonra büt. sınavı için yine gitmiştik Ispartaya ve minik kuş aştide bizi beklemişti.

Hatta Antalyaya bile gitmiştik, gezmiştik.. Zor da olsa otopark bulmuştuk, koca antalya da otopark yok. 😀 Isparta girişinde yıldız kaymasını gördüğümüz gibi Antalyaya girdiğimizde yıldız yerine kocaman uçak kaymıştı… O kadar yakın iniyordu ki… Sonra bir benzinlikte sözde sigara içmesine izin verdiğimi zannedip zıplayıp seviniyordu, polisler uzaktan seslendi ne oldu bu kadar sevindi diye.. 😀 Ben de sigara içmesine izin verdim sanıyor dedim. Sonra gece dönüşte sabah 3 falan, çok korkmuştu ama normal. Antalya Isparta yolu çok fena, dönüşte kamyon yan yatmıştı heryerde meyveler vardı….

Haaa unutmadan! Kentpark avm de spor şeysi falan almıştık İzmir tatilimize gideceğimiz biriktirdiğimiz paracıklarla, avm de arabayı kaybetmiştik 😀 Minik kuşta hiç demedi burdayım diye… Kot farkı varmış ve alt katta birde ara kat varmış, hay lanet girsin… 😀 Alt kata in, üst kata çık araba yok. 😀 En son güvenlik ara katı söylemişti de bulmuştuk… Ahaahhaha 😀

Sonra kurstur, hastanelerdir, ev ziyaretleridir, bayındırdır, nata vegadır, forum ankaradır, kentparktır, kuafördür, düğündür, odtüdür, açık hava sinemasıdır, 50. mi 100. mü hep karıştırdığım park mıdır? Yoksa kızılay mıdır? Yoksa eymir midir? Yoksa Ahlatlıbel midir? Bu minik kuş her zaman bizimleydi.. Hatta teyzem için uzunca zamanlar ümitköy müdür? Ne ararsan var ahahhaa, hatta ümitköyde teyzemi beklerken arka koltukta oturuyorduk, benim bana komik gelen esprilerime kendim gülerken, tokatlanıyorken teyzem görmüştü ahaahhaah 😀 Sonra o hastane senin bu hastane benim, sonra bizim kuzenin düğünü vardı ertesi akşam, gelecekti. Elbise vs. bakıyorduk kızılayda, Esra Nur doğum yapmıştı, düğüne gideceğimizden bir gece öncesi, gecenin 00:30’u falan, biz kuzenler takılıyorduk… Hep bir kamp hayalimiz vardı, Ahlatlıbelde çadır kurmak… Gece tutturdu gel diye, ben tabi ilk saçmalama desem de, tekrar söyleyince peki oldu konu. İmkansız ne olsa oldururdum malum, yeter ki üzülmesin.. Hastalıklar vs. de varken hele. Tamam geleceğim dedim, dedim ama, eee be minik kuş, neden çalışmıyorsun? Her zaman giderdin, gece 2 gibi kuzenler kokoreç yemeye A.O.Ç. gidiyorken evin aşağısında geldiler benle alay ettiler bir güzel, yolda mı kaldın kuzen? Diyerek fotolar çektiler… Gider dedim vardır bir bildiği dedim.. Akü bile değiştik Yavuz abimizle.. 😀 Bir yandan söz verdim geleceğim dedim, ayyy saat 3 oldu, en on karar verdik, bir gün öncesi XX tl gaz ile XX km gitmesini ölçerken tık diye ilk kez tam anlamıyla yolda kalmıştık… Akyurtun önüne inmiştik ters yönde.. 😀  Herşeyin başladığı yerdeydik yine..  Sonra otobüsle foruma gitmiştik, nasıl olsa çalışacak biliyorduk.. Sonra kızılaya gitmiştik… Otobüsüne bindirince geri dönmüştüm, akü takviyesiyle çalışmıştı o gün, akü bitiyordu işin aslı… Ama bizimki bir hevesli bir hevesli, arabayı çalıştıracak ya? Dakikada 140 defa çalıştırmayı deneyince marş motoru yanmış. 😀 Derdi artık akü yerine buydu… Derken kral kuzen bu kalsın burada, Derya illa çağırıyorsa al bunu git dedi. Polo yerine Focus ile yolumuza devam ettik, hemde manuel.. Bu defa o garip geldi ama sorun yoktu… 😀 Söz verdiğim gibi gece 3ü geçmiş bile olsa da sözümü tutmuştum… 😀 O gece tam bir aşkı memnu yaşanmış… 😀 Bu sırrı hala kimse bilmiyor..:D Ahaaahha, Annem abimlerde kaldım sanmış, abimler kuzen aslıda kaldım sanmış, kuzen aslı da evimde kalıyorum sanmış 😀 Ayyy ne güldüm ne güldüm. 😀 Hatta hepsi birden yoo bizde kalmadıki, yooo bizde de kalmadı, eee bizde de kalmadı… Çocuk sen nerde kaldın ? 😀 Ahahaha yahu işim var benim 😀 öyle geçiştirdik. 😀 Her zaman sır kalacak, ama hayatımda 5-10 tane uçuk olay olacaksa, bir tanesi hatta ilk sıra budur… 😀

Sonra düğüne gittik, eğlendik. Minik kuşu adam yerine koyupta valeler anahtar bile istemedi ama olsun, o bir minik kuş!

Sonra hastaneler sıklaştı gittik geldik, kursa bırakmak için eve gitmeler, kursa bırakmalar, kurstan eve, evden pikniğe, piknikten avm ye, minik kuş hep bizleydi.  Sonra arabada tamir işlerim varken doğum öncesi bitmeyen tadilattan deliren Esra sultana espri de olsa yardım edeyim de bitsin demiştim.. Ciddiye almış, gelsin yeterki bitirelim diye ciddi ciddi söyleyince, 3-5 gün tadilat için gitmiştim.. 😀 Tabi kısa sürede fark yaratmıştım, hatta imkansız gibi görünen bazı tamir işleri, uydu alıcılarını ve birçok şeyi halletmiştim, seviliyordum.. 😀 Hatta ilişkinin bitmesinde başrolde oynayıp 1 kuruş bile ödeme almadan görevini başaran Esra sultan markete gidecekken taşımasın onca şeyi diye arabayı vermiştim. Benim dışımda ilk Esra sultan kullandı bu arabayı, gariptir ki. 😀 Bu dönemle ilgili tek üzüntüm, arabada tamirlik işlerim vardı ve yerler civata vs. doluydu sanayiden çıkmış gibiydi, biraz utanmıştım. Evlerindeki tadilattan dolayı da arabaya bakamamıştım… 😀 Ama çok şaşırmış bir şekilde gelmişti ve, Aeeelper hiç geri kaçırmıyor bu çok iyiymiş demişti… ( GeeAldım ) 😀

Devam ediyorum….. 😀 inanın hala bitmedi 😀

Sonra gecenin bir yarısı E.A. itinin konseri vardı, ( bu ara da plaka da E.A. 😀 ) Gecenin 1’inde bir güzel içiyorduk abimlerde, EsraNur sultan da bizden… Konser dönüşünde orada olması gerekirken biz abimlerde biramızı içiyor “hayvan gibi” patlamış mısır yiyordum. 😀 Derken telefon gelince 5 dakika içinde EsraNur’ların evine gitmek zorunda kalmıştık ahahaahhaah. 😀 Annecik rahat etsin diye. Bizimkilere midesi kötü biraz hava alsın diyerek ( mecburen ) çıkmıştık ve 5-6 dakikada evdeydik, tamam geldiyse yatayım demişti annesi… 😀 Ahaahahh delirmiştik, EsraNur sultan al kızınla bari konuş diye telefonu eline vermişti 😀 Onca yolu boşa gitmiştik kısacası, Allahtan araba yolu biliyormuşta o götürdü bizi o kafayla 😀 Te allam 😀

Sonra birçok şey daha olmuştu. 50. ya da 100. yılda anormal yağan o yağmurdan sonra bir yere gidemedik, arka koltukta bayağı bir beklemek zorunda kalmıştık.. Hatta uyumuştuk diyelim ahahahhhha 😀 vay beeeeee…. 😀 30 Ağustosta hesna sultan da varken kızılayda yürüdükten sonra da bir hortum yerinden çıkmıştı ahaha. 😀 Yolda durmuştuk, kuruyemişçiden tornavida istemişti… Sonra adını yine karıştırdığım 50. ya da 100. yılda 3ümüz manzarayı izlemiştik. Vay bee, geçen seneye mazi der olduk, her neyseeeee…

Arabada piknikler yaptık,  kavgalar ettik,  suratımıza dondurmalar sürdük 😀

Birgün birşey anlatıyorum forumda, pizza aldık patates kızartması aldık… Birşey anlatmaya uğraşıyorum, ye ye ye bir dinler misin? diyorum, yemiyor musun? Yemiyor musun? Ahahahaah, sonra birşey anlatıyorum şuan yemiyorum dedim, yemiyorsun haa? Dedi, kalktı sinirlendi gitti ahahhaa kriz geçirdi.. 😀 güzelim pizzada yiyemedik… Sonra opete gittik bari pizza gitti üstüne dondurma yiyelim dedik.. Neymiş, arabadaki bozuk parayla almışım yemezmiş… Geri foruma dönüyorduk, yemiyorum diye tutturdu…. Yemiyor musun ulan dedim, yemiyorum ulan dedi. 😀 Ahahha camı indirdim dondurmayı salladım camdan. 😀 Al yemiyosan yeme dedim ahahhhha 😀 sonra bir gül bir gül 😀 😀 😀 😀 Ah be araba ne çektin sen bizden. 😀

Sonra birgün yine ota boka kafayı taktı, arabada orayı burayı tekmeliyor, torpidoyu kırdı arkadaş hahaahahha 😀 Arabanın ne canı kaldı ne birşey, yine iyi gidiyor. 😀 Hatta torpidoyu kırarken gözlüğümü de kırdı vatandaş, çerçevesi kırık… Anneme sıcaktan kırılmış heralde demiştim ahahhh 😀 Gerçi sonra yapıştırdım torpido kapağını, yine başka birgün başka bir şeye kızıp bir daha kırdı ahahahh 😀 bu defa iki tarafını da kırdı bende yapıştırmadım sonra 😀 Birgün yine yoldayız, telefonumun camdaki tutucusunu tuttuğu gibi elinde kaldı, elinde kalması yetmedi sağa sola vurup onuda kırdı 😀 Sonra parası neyse veririm deyip kafasını da bana kırdıracaktı da, ben hanımefendi çizgisini bozmayan bir erkekim. 😀 😀

Sonra birgün yine ota boka olay çıkmıştı, fırlatacak birşey bulamayınca yolcu güneşliğini yakaladı, sağa sola vurdu vurdu vurdu kırdı ahahaha 😀 Aha dedim sana bundan sonra güneşlik bir daha, kim oturursa gözüne güneş giriyor, elini yukarı attığı gibi sap gibi kalıyor ahhhah bana bir gülme geliyor varya 😀 sap gibi el havada kalıyorlar, ee bu nerde diye… 😀 Derya kırdı, eşşek gibi güneşe bakıyor diyordum… Artık demiyorum. 🙂

Sonra birgün Esra hanımın evinden tadilattan dönerken saat 9.30 falan maç vardı, ulusun orda hızlıydım biraz da, taksici bana bir gömdü, tam gömdü… 😀 Annemde merak ettim çocukkkkk habersiz bırakma diye yazmış. Meğer yatmış uyuyormuş tam, 5 dk sonra görüp giderken kaza yaptıracaksın kadınn!!!! dedim, 1 dk sonra taksici sağolsun önüme bir kırdı, güzelce birbirimize geçtik… 😀 Neyse, bebiş vardı arabada, zaten o köşe çarpıktı, neyse dedik devam ettik. Gün ışığında yanlış yaptığımı anladım ama iş işten geçmişti biraz… ( abimlere gittikten sonra annem uykudan uyanmış abime soruyor alper geldi mi diye? geldi deyince geri yatmış. Ertesi gün mü gece ben inince mi kalkmıştı hatırlamadım da, uykudan sıçradım biri kulağıma alper öldü dedi, dedi. 😀 Vallahamı dedim, kaza yaptım dedim. 3-4 ay belim ve boynum ağırsa da, hatta 6 ay bel desteğini arabada ve evde kullansam da ciddi sayılmazdı kaza.

Sonra birgün bayram ziyaretinde mobese dibinde kırmızı ışıkta durdum, öndeki araba geri geri geldi küüt, hösssttt derken ilerledi, bir daha geri geri geldi vurdu… Ulan noooluyo derken yan arabadakiler bilerek mi yapıyor ne diyordu, indim arabadan, adam normal oturuyor cam açık? Hayırdır, ne yapıyorsun dedim? Ne oldu ki diyor… Ne olacak gidip gelip çarpıyorsunuz da sorun ne dedim? Yaa çarptık mı ki? Dedi… Çarptınız 2 defa dedim. İndik baktık, plakamı da eğdi de, genç bir kız kusura bakmayın bilmeden oldu falan dedi… Sorun da bu ya dedim, oluyor da bilmeden oluyor? 2 defa vuruyorsunuz.. Bilmek lazım dedim, sonra onlarla da eyvallah dedik, bayramdı uzatmadık…

Sonra Eskişehir dönüşü Esra ve Hesna hanımın esir kampından 15 dklığına evden çıkınca o trafikte 10 dk içinde gitmiştim, ama yolda ciddi bir kaza atlatmıştım yine, hatta ilk atlattığım kazaydı. Ama hızlı gidip 4lüleri yakınca yoldan kaçıyorlar mı yolu mu açıyorlar bilmiyorum ama yardımcı oluyorlar. 😀 Ki gittikten sonra beni suçlayan bazı konuşmalar geçmişti, çok kızmıştım.. Ablasının etkisinden camı yumruklamaya başlamıştı, cam inmişti kapının içine ahaahhaha.  😀 ama inanır mısınız? 10 gündür aradığım arabada yok olan hafıza kartını arabayı koltuklar ve döşeme dahil 10 defa söküp bulamadığım hafıza kartını bu sayede bulmuştum… Camı indirince mecburen arabayı sökme işleminden sonra emin olmuştum, o hafıza kartı yoktu, bari camı yapayım dedim… Cam yoktu kapının içine düşmüştü… 😀 Döşemeyi söktüğümde hoparlör kapağının içinden kapının demir kısmına geçmiş orda kalmış olduğunu görmüştüm… 10 gün aradım o kartı, camı indirmesi bu yüzden çok önemliydi, çok teşekkür ederim. 😀

Sonra annesi ayırmak isteiğini gerçekleştirmişti, Ispartaya kesin dönüş yapacakken son pazar günü sabah evlerine gitmiştim. Ispartaya annesi ile dönecekti, planlar vardı… Ayrıma planları… Isparta da zaten açıkça dile getirmişti.. Şapşik kuş o zamana kadar Derya’dayken arabada bana teslim etmeye, benim daha iyi bakacağımı düşündüğü için bana emanet veriyordu… Ve 30 ağustosta karikatür resmimizi bastırdığım, özel çizim fotoğrafımızı… Yaz boyu çok alışmıştık, çok zor gelmişti, hayatımın en zor anlarından biriydi… Son son birkaç tur atmıştık minik kuşla, ehliyetsiz nisa sürüyordu hem de hahaaha. 😀 Sonra veda dakikası gelince kuşuna üzülüyorken, ulan bana üzülmüyorsun kuşunu benden çok seviyorsun deyince, ağlarken alt dudak aşağı düşerdi ve bir kol dirsek ve bilek hizzasından garip bir biçimde daire çizerdi.. Birden ağlamaya başlamıştı, sana üzülüyorum tabiki aptallllll büüeeeeeee demiştii . 🙂 gerçek ağlıyor sanmıştım ama değilmiş, neyse…

Geç geldik diye olay çıkaran  anne, düğün izni gece 00.00a kadar izin verebiliyordu.. Hatta doğum günümde gece 00.00 a kadar izin yine vermişti. Sorun arayan bulur tabi, aramak isteyen bulur her türlü… Doğum günüm çok güzeldi, hayatımın en güzel ilk ve son doğum günü oldu. Ahlatlıbel boştu, çadır kurduk… Seviyom işte pastam da hazırdı. Toplu yakalamaca ve balonlar da vardı.. Koca otoparkta bomboştu, hadi sürsene şunu demiştim. 2-3-4 yiyecekleri vs. taşırken nazlanıyordu yok süremem ben şu bu, biraz daha sonra ise, sonra denerim sonra sonra dedi, gönlü var da çekiniyor… Sonra direksiyona bir geçti, 137 tur attık, sonra dinlendik, 157 tur daha attık, sonra biraz içtik eğlendik 176 tur daha attık artık içkiden mi tur dönmelerinden mi başımız dönmüştü. Biraz uyuduk 20.00 gibi dönelim dedik toparlandık, bu arkadaşın kafa hala dönmekte… Dur dedi çıkışa kadar ben süreyim dedi ahahha, bu kafayla mı dedim? Evet birşey olmaz dedi. Bir baktım, çıkışı geçti otobana girdi cahil cesaretli vatandaş, ne ehliyeti var ne birşey, üstüne içkili, mobede desen heryerde zaten, 100 metre sonra durdurdum dedim ikimizide riske atamam, senin kafan güzel… Arabayı aldım devam ediyorum, çat trafik çevirme ahahaa. 😀

Sonra sonra bazı olaylar, ayrılma durumları… Malum başka olaylar, hiç hatırlamak istemiyorum.. Bilmiyordum hatta, Şapşiği de aldım yanıma, hasta dedim zaten, üzgün de, şapşiğide görür mutlu olur dedim… Her seferinde aştide bıraktığım arabayla bu defa uzun yola çıkmaya karar verdim.. Şapşikte bana ilk uzun yol maceramda eşlik etti.. Arasıra durdum, battaniyesini örttüm, yol boyu sohbet ettik. 🙂 Gittiğimizde sürprizi sevmişti, hatta şapşiği yurda sokmaya çalışmıştı ve birkaç olay çıkarmaya çalışmıştı. Sebepleri bilmiyordum tabi, bir soğukluk olduğunun farkında olduğum için riske girip gitmiştim. Ki zaten sebepleri öğrendik fazla geçmeden… Başka bir hayata başlamış kısa zamanda, minik kuşu da, şapşiği de, beni de çoktan hafızasından silmişti. Bjk denen ezik toplulukta asla görüşmesini istemediğim şahıslarla görüşmeye başlamış, ezik kartal taraftarı olmuş, eğlencesine bakıyormuş. Uykusuzdum, hava kararmıştı, deli gibi yağmur yağıyordu.. Ama kalacak bir yerim de yoktu, ağlatmıştı beni ilk kez öylesine… Hayatımın ilk yıkımını yaşamıştım, hatta korkmuştum ama 120 – 130 Allah ne verdiyse önümü bile göremezken uykusuz uykusuz Ankara’ya dönmek zorunda kalmıştım… Yarı yolda aramaya başlamıştı, ağlamaktan gözlerim şişmişti zaten, navigasyon desen şarj azdı ezbere dönüyordum, üstüne karanlık, uyku ve yağmur… Hayatımın hayal kırıklığıydı..

Hayatımda 1 kez üşüyerek uyumuştum, Düzeltmek için Ankaraya gelmişti, geri götürdüğüm zaman gökçayda kalalım demişti, peki dedim. Kendi ön koltukta ben arka koltukta uyuyacaktık. Araba bir türlü ısınmıyordu çalışır durumda… Sonra hem kendi hem de benim montumu üzerine örtmüştüm üşümesin diye. Sonra tişört üstüne giydiğim polar gibi birşey daha vardı, ben çok üşüdüğüm için nasılsa üşüdüm, derya üşümesin diye onu da çıkarmıştım üstüne örtmüştüm… 😀 Arkadaş 179 rüyasını izlerken ben kemiklerimin birbirine çarpma seslerimden uyuyamıyordum. 😀
Hayatımda üşüdüğüm tek geceydi.. Sonra kendi de uyanmıştı, serseriler dolanıyor diye bende rahatsız olmuştum.. Sonra biraz daha gezelim dedik, dolaştık, baktık olmuyor kütüphaneye gittik, koltuklarda birlikte uyumuştuk. Sözde çalışmaya gidip dayanamayanlar orada uyurmuş… Biz de uyumuştuk…
Sonraki dönem Bilmem ne terası mı diyorlar birşeyi, çıktıkta çıktık.. Hatta derya çıkıyordu, baktı çok dik yollar tırman tırman bitmiyor, bana bıraktı ben sürdüm.. Manzaralı biryer, feci de rüzgar var… Üşüyorsun hasta olacaksın demiştim, minik kuşu arkamızda kadraja alıp selfie yapmıştık.. Ama selfi de arkadan gelen hortum çıkacakmışçasına korkunç bir yağmur havası… Biz topukladık tabi.. 😀 Yokuşları zor indik ama, sayemde indik… Fenaydı..

Eğirdire de çok gittik, piknikte yaptık ama sınavı varken yolda çalışması için bile Eğirdire gitmiştik… Çakılsal ( kumsalın çakıllısı ) gibi birşey vardı, deniz gibi resmen.. İki tarafında su içinde, ortadasın… Taş sektirmece oynardık, taş arıyorduk, ve ben 130 defa sektirince kıskanıyordu.. 😀 Eğirdir bizi eğdi büktü mahvetti, alçak  eğirdir… ( Gökçayda çok tur da attık arabayla, hatta orada da piknik yapmıştık. Hatta güzelim termosu düşürmüştü arabadan yuvarlanmıştı ahaha. 😀 Arabanın arkasındaki dekoru söküp 2 kişilik masa yapmıştım… Hayvan gibi yemiştik afedersiniz… 😀

Yolu tamamlayacağımı düşünürken beni yarı yolda bırakan bu defa mini kuş değil, koca bebekti. İnanamıyordum, inanmakta istemiyordum. Evden de 10 günlüğüne çıkıp gitmiştim.. Ertesi gün yine evdeydim.. Birşeyler ters gitmişti, onlar da biliyordu ama, yapacak birşey yoktu. Zaten peşinden 10 kasım şu bu, annesini memnun etmek inandırmak için bana hayatının kazığını atmıştı da neyse… Aralıkta birşeyleri düzeltmeye çalışmıştı… Sözler vermişti, tam 1 yıl sonra çiğnemek üzere hemde… Hatta otobüse binip gelmişti düzeltmeye, ve kar yolları kapatmış ve Ankarada mahsur kalmıştı… 🙂 Hatta işine gelmişti, düzeltmek için fırsattı, düzelecekti… Sözler verdi, hatalarını düzeltti. Ispartaya kendim götürürken yolda çok şey konuştuk, uykusuzdum… Sonra tek dönmemi istemedi, yurttada kimse yoktu… Akıllı benimle Ankaraya geri geldi. 😀 Ertesi gün de otobüsle geri döndü… Zaten 15 gün sonra yılbaşı için de 400 km gittim, paketi aldım Ankaraya getirdim.. 😀 800 km taksi dolmuş oldu minik kuşumuz. 😀 Ispartada aynı renk birkaç araba daha vardı, hatta biriyle denk gelince birbirimize korna çaldık ahaa 😀 Bağyanlarla 😀

Haa yılbaşında sms veya hediye verecek kadar vakit ayıramadı ama, ailesi kıymet bilmedi, ama hala farkında değildi..  Yılbaşı dönüşü bile işin b..kunu çıkardık 😀 yılbaşını nasıl ayrı geçirdik diye kritik yapa yapa  Ispartaya gittik. Gece yola çıkmayayım diye zorla kal dedi sabah erkenden gidersin dedi, kıramadım. 3-5 saat oralardaydık, yola çıkayım dedim bir uyandım… 50 santim kar olmuş heryer, ohaaa dedik 😀 😀 😀 Hemen döneyim, sanayiye gitmiştim ve 12-13.00 gibi eve dönerim demiştim anneme… 😀 Nerdeee, apar topar yola çıkmak zorunda kaldım, haklıydı yollamıyordu ama yalancı durumuna düşerim dedim gitmeliyim dedim. Gitme anneni arayıp ben diyeceğim dedi, yok dedim, yola çıktık minik kuşla… 😀 Anam 10 km öteye gittim, otobandayım, sağa bakıyorum otobüsler uçmuş, sola bakıyorum arabalar uçmuş. Kimi kurtarıcı ile çıkmaya uğraşıyor, kimi arabayı bırakmış yürüyor otobanda. Isparta belediyesi mi anasının küpesi mi? Neyse, buz üstüne kar yağmış, otoban ana baba günü… Ulan dedim lastiklerde eski zincir de yok, onca yokuş var, yanımdan bir otobüs geçti yalpalaya yalpalaya, ulan dedim bende uçacağım heralde, Isparta çıkışında otobanda keskin bir viraj var, Antalya yoluna girerken, viraja girince baktım uçan arabalar yoğun, aha sıçtık derken 30 km hızla anca akşama giderim ank.diye düşünürken virajda araba kızaklamaya bir başladı 😀 😀 😀 😀 Ulan sen otoban faresisin iyi tutun dediysem de beni dinlemedi, bir sağa bir sola, 8-10 defa manevra yaptım, frene dokunduğum an uçurumdan uçacağım için 😀 😀 😀 Viraj da biraz uzun, düz yol olsa kenara saplarsın ama araba hızlanıyor… Frene dokunamadım, ani direksiyon çevirmeden kayan yönün aksine direksiyonu çevire çevire bir 100 metre daha gittim, gittim de namussuz minik kuş öyle ağırmış ki, o zaman anladım. 😀 altımdan kayıp gidiyor, kontrol bende değil, uçacağım yerin çok dik olmamasını umarken sen otobanda yanlamasına tam tur dönüp ( Allahtan ) sağdaki uçurum alanına değilde, soldaki refüj betonlarına vurduğu gibi arabayı zıplattı, şase üstünde 50-60 metre yanlamasına kaydıktan sonra tekerler boşta, şase üstünde durabildim. 😀 Araba hala çalışıyor, ama kötü yönü otobanda, solda yanlamasına duruyorum.. Yani arkadan biri gelse virajı dödüğü gibi Selamınaleyküm, Aleykümselam, Eşhedüenlaaa modu.. 😀 İndim hemen yola çıkıp yavaşlayın diye işaret ettim gelene, bir araba çekmeyi deniyordu başaramadık, arabanın alt kısmında bolca beton izleri, kardan dolayı kaymam iyi oldu yoksa yanlamasına araba devrilecekti. 😀 Ki, kaza yapmasam ve 20 km daha öteye gitsem uçurumlar içinde dik inişler var yolun devamında, kesin olarak ölmüştüm… 😀 Sonra halatlı yol kurtarma denk geldi, gidebilecek araçları çıkarıyordu, ben de şase üstünde duruyorum, çekti indirdi, baktım hortumlar sağlam 😀 Tamponda bazı parçalar yok, aman dedim, giderim dedim, dönüş yoluna girdim. 2-3 saat tırmanman için uğraştım bu defa… 😀 Direksiyonda bir anormallik olduğunu hissettim, 50 metre gidiyorsun, direksiyon titriyor bir sağa bir sola savuruyor arabayı, bu halde de gidilmez zincir olsa da… Or…. çocukları 3 gün boyunca mahsur kaldım, dedim tekerler yan gitti rot balans kaymıştır.. 😀 3 gün it evlatları yüzünden bekledim… Sonra tekerler haliyle dönmüş, rot kolları bükülmüş, ustaya dedim yola çıkmam lazım 3 gündür mahsur kaldım… Arabayı bir kaldırdı, janttan kibrit kutusu kadar parça kopmuş. Bu jantı kırmayı nasıl başardın dedi. 😀 Dedim araba yan döndü, refüjlere vurup havalandı, indiğinde betona çarptı şase üstünde kaydım. İyi kurtarmışım dedim. 😀 Çelik jant nasıl kırılmış öyle dedi, böyle yola çıksan yolda başına iş gelirdi tekeri bile tutmuyor dedi.. 😀 Sağolsun rot ayarı yaparken bir yandan da çelik jantçıya gittik, 2 saate kaynak biter falan dedi, ahhahahha. 😀 Oyuncak gibi yedek lastiği arka tarafa taktı, arka tekeri de öne taktı. Kaynaklı jant çekiş yapan tekerlere takılmazmış. 😀 Sonra 2 saat boşluk var diye yurda gitmiştim o komik tekerlekle, ordan klarnet mi, planet mi, saksafon mu hatırlamadım ismini, orda kahvaltı yaptık, ordan da sanayiye geçtik tekeri taktırdık ahaah. 😀 Sonra biraz kavga da ettik bir itin yüzünden de, neyse o konulara girmiyorum… Ankaraya gelince şanzıman da şaseye oturdu, inşaat işçileri çalışıyordu araba çalışınca mübarek…. 😀 Şasenin üstünde şanzımanı tutan saclar çarpmanın şiddetiyle kopmuş kırılmış… Biraz iyi kaza yapmışız ahaha.  😀 Ve teker bilyesinin oturduğu taşıyıcı da bükülmüş, 130 usta gezdikten sonra çözebildik. Jantı kırdığımız tekerin rot kolları dışında taşıyıcısı da göt olmuş. 😀 Ben göz kararı rot ayarı yapın bari uzun yola çıkacağım diyordum, hatta birine göz kararı ayar yaptırırken ben sağ ve sol tekere bakıp sağa sola geçerken minik kuşun içinde beni videoya çekip bana güzel şeyler söylüyormuş. Arabaya bininde bir peçetenin üzerine beni affet, seni seviyorum yazmış.. Aklınca da ben arabaya binerken sanki haberi yok gibi yüzünü çevirmiş. 😀 Haliyle gördüğüm gibi okudum ve peçeteyi sakladım… Döndüğüne göz ucuyla takip ediyorum, peçeteyi kayboldu sanıp birde arıyordu.. 😀 Çoktan alıp saklamıştım, anlamamıştı.. Minik kuşta beni elevermedi… 😀 Sonra anlayınca alıp gizlediğimi, bir video açtı.. Bir konuşma sesi, böyle sevimli bir kız konuşması gibi ama ergen gibi de.. 😀 Kim o salak, ne buldun yine dinletiyorsun, yoksa naz mı onun sesi gibi dedim… ( naz umarım bu saçma yazıyı uzun uzun okumazsın ) Meğer kendi çektiği affettirme videosunda konuşuyormuş.. 😀 O peçete parçasını neredeyse tam 1 yıl sonra ne kaybettiğini anlaması için göndermiştim kendisine, anladığını ummuştum.. Hatta Bjk yerine artık FB li olmuştu.. Şaşırmıştım, bunu göze alıyorsa düzeltmek istiyordur demiştim… Aman boşverin, devam edelim. 😀

Bayağı iyi kaza yapmışım ama minik kuş beni korumuş. 😀 Her zaman korudu o bizi, Ispartaya girerken dik uçurumlu yokuşların denk geldiği yerde bu POGAZ mı ne var büyük otel, onun karşısında sağda bir restorant gibi birşey var, dalmıştık bir sebepten birbirimize ahahhaha 😀 1 saniye daha yola bakmasaydım tek koruma olmayan yerden aşağıya ( en az 200 metre uçurum ) uçuyorduk ahaha. Sayemde ölmedik, ve tam uçmaya doğru giderken çakıl taşları vardı yol kenarında, o çakıl taşlarında tekerin kayma sesi bile kulağımda hala. 😀 İlk söz, alper ölüyoduk diyerek ölüm halinde sırıtmaktı.. 😀 Harbi uçuyoduk dedim. 😀

Okurken aksun yaşlar da nayinoooo. Düşsun yanaklaruna,… 🙂
Nayinoma nayino nayinoma kurbani Çatma kaşlarunida al vereyim bu cani… 🙂 🙂 🙂

Yolda giderken omzuma yatmıştı, evet otobanda… Bu şarkı çalıyordu.

Ben de eşlik ederken dinliyordu, hatta uyuyakalmıştı iğrenç sesimle. 🙂

Hayatımda gördüğüm ilk ve son yıldız kayması da bu araba ileydi… Kızım sana söyledim, gelinim sen anlamasan da olur.

Bana da kızamadı ama kendinde de suç var, yolculukta çok şey yaşadık, afyonda durup zıkkımlancak şeyler alırdık ya da orda yerdik. 😀 Yolda yemek için pizza patates alırdık, minik kuşun her yerine döke döke yerdik. 😀 Ketçap mayonez anasını bellerdik azıcık ahahha 😀 Birgün bana satış yapmıştı sırf bisiklet hatrına, baskın yemişti sonra da… 😀 Bu minik kuş 5 tane valiz ıvır vızırlık yer üstüne koca dağ bisikletini bünyesinde Ispartaya götürmüştür.. 😀 Sığmaz diye iddialaşılsa da bisikleti Ispartaya götürme başarısı göstermiştir… 🙂  Yurttaki orospular yüzünden uyandığımda burda ol uyandığımda burda ol dediği için, Ankara tarihinin en sisli havasında gece 1 de yola çıkıp sabah 5 gibi 4’lüleri yakıp bak kim var burda diye uyandırmıştım…  Tıpkı gelme dediği doğum gününde “yıldız kaydığına şahit olduğumuz o yolda” 3-4 defa uyuyakalmış olsam da ve 9’a kadar uyanamamış olsan da!!! Olsa da yani, uyandığında arabanın üstünde “İyiki Doğdun Deryam” yazılı renkli baskıyı yurt penceresinden görmüştün…

Vay beee minik kuş, seninle ne çok anılarımız varmış yahu?

Sonra en güzel günlerimizden birinde itin biri yüzünden mahvolan, hani sabah 5te arabayla hastaneye gidecekken, yürüme mesafesinde olup saatlerce başında beklediğim günler de vardı minik kuş… Hatta 100 metre geriye park edip okula öyle gidip yine itin biri yüzünden bir hışımla inilen arabada cezan olarak kolyeni kaybettiğin ( sonsuzluk ) gidiş, hatta kahvaltı yapsaydık bari dediğimde asla diyen, yola çıkınca malum cezayı da yememe sebep olan… Neyse.

Daha çok şey var yazacak ama, bildiğiniz hayvanım ben, biraz uzun yazdım sanırım. Daha da uzatmayayım.. Ama sende malsın ki şu yazının sonuna kadar okumuşsun ama.. 😀 Ve galiba yüzlerce gülme gifi kullandım… 😀

“Ama sen pinpon topu olmadan yaşayamazsın ki?”
Aslında şapşik bile değil, minik kuş olmasa yaşayamazmışım. 😛
Neyse, yeni saçmalıklarda görüşmek üzere, saat ve tarihi sildim bilerek sitemde.. Zaman kavramı yok çünkü, tarihte yok, özlemek çok olsa da özlenen kişi yok? Tercih ettiği hayatı köküne kadar yaşıyorsa, minik kuş ve şapşik ile yaşadık çokca, yine yaşarız yapacak birşey yok.

Ulan saat 04:55 olmuş..

Sensiz de yaşarız da, senle bir başka yaşardık. Umarım herkes mutludur ve esra hanım haklı çıktığı için kendini iyi hissediyordur.. Allah’ın adaleti şaşmaz, 5-6 yıl veya 5-6 ay daha var belki. Bilmiyrum, ama adalet yerini bulduğunda herşey bambaşka olacak benim için…

Hadi başka yazılarda görüşmek üzere, seçimleriyle mutlu olan insanlar.

Muah.

Bir Cevap Yazın