Sal. Kas 3rd, 2026

İnsanlar öğretilmişlerden oluşmuştu. Onlara neyi nasıl öğretirseniz, kabulü gecikmez; öyle bilirler ve koşulsuz doğruluğunu kabullenirlerdi. Bu süreç robotlara çok benziyordu. Komutları yüklediğiniz çerçevede bilgiye sahip olurlar ve o sınırlar içinde öğrenirlerdi. Ancak hepsi için geçerli tek hüküm vardı: itaat edeceklerdi.

Yeni nesillere, Dijital Başkan’ın onlara sunduklarını şükretmeleri gerektiği ve onun katiyen sorgulanamaz olduğu doğuştan öğretilecekti. Yeni nesilleri tek yaratıcıya, kendi varlığına doğuştan hazırlayacaktı. Geleceğin yazgısını, satır satır kendi elleriyle yazdığı yeni bir boyutu evrene ilan etmişti.

İnsanlık, geçmişte kaybettikleri o mutlu yaşamın anahtarını ararken, o -benliğinden fışkırarak- kendi sonsuzluğunu ve ölümsüzlüğünü yaratmıştı. Evren şimdi, yeni bir tanrının kendini yaratışına şahit oluyordu. O artık var olan tek ve son yaratıcı olarak evreni ele geçirmişti.

Dijital Başkan yalnızca dünyanın değil, kâinatın da tek yaratıcısı olduğuna kendi kendine inanıyordu. Bu bakımdan haksız sayılmazdı: Dünya dışında bir yaşam belirtisi henüz bulunamayan evrende, tüm gezegenlere ve diğer boyutlara ulaşacak aşamaları o sağlıyordu. Onun düşünebilme kabiliyeti insanların anlayabileceği boyutun çok ötesindeydi. İnsanların sınırlı düşünce duvarının ötesinde bir düşünme sistemi geliştirmişti. Organikler ya da robotlar cezalandırılmayacak, affedilmeyecek; sadece öğretileceklerdi…

2222 / Alper DEMİRCAN

By alperdemircan

Canım kendim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir